loader

TIMELESS

The first one coming to mind among the big changes that started with the industrial revolution is likely the conversion of cities into crowded,and jammed places.Whereas, with immigration and new life, there has also been a much greater change that turns our relationship with the world upside-down : The temporal relation of people, get used to living with elapsing seasons, has changed , time has begun to be perceived as a basic consumable material that needs to be accounted for every day, every minute. Time is not the variation of seasons any longer, it is not sunrise and sunset either. Time is the invisible raw material of a schedule, it can be accounted but it can not be walked nearby dreaming, merely it can be run after reluctantly. To live with the plan of day / days divided by hours is a relationship that affects people living in cities and that we can not get even with , as well as it is jamming in space.
“Timurtaş Onan's photos walk us around the city, we go through gaps, jammings, intersections, fractures and stackings of the city. But in his photographs we are independent of time, time clears away when we are after what can not be accounted, it becomes light, emotion, wind, cloud again getting rid of being a consumable material. Time gets rid of being a raw material of schedules, turns into a volatile, impalpable humanistic scale. With Ahmet Hamdi Tanpınar's beautiful expression, it turns into the reality of incomprehensible, which “we are neither inside nor completely outside of’. Now we can talk about people and life again…” When time fades from the scene, we are watching outgoing faces in streets and ourselves. Seagulls fly, a man with a bird cage passes behind Marilyn Monroe , without showing his face, odours of snow, sun and night mix one another, the running child and the elders in mirror surely will meet, we know; balloons fly over people and the Bosphorus as if reminding us of other worlds…What we see are the photographs of idleness, dreams and the reality of the city. Everything in these photos are real; exactly like as we are, as we dream, as we forget while dreaming, as we lose while remembering.

Erhan Şermet
Exhibition curator


ZAMANSIZ

Sanayi Devrimiyle başlayan büyük değişimler içinde belki ilk akla geleni göç sonucu şehirlerin kalabalık, sıkışık yerlere dönüşmesidir. Oysa dünyayla ilişkimizi tepetaklak eden çok daha büyük bir değişim de gelmiştir göç ve yeni yaşamla birlikte: mevsimlerin akışıyla yaşamaya alışagelmiş insanın zamanla ilişkisi değişmiş, zaman artık her gün, her dakika muhasebesi yapılması gereken bir temel sarf malzemesi gibi algılanır olmuştur. Zaman mevsimlerin değişimi değildir artık, güneşin doğuşu ve batışı da değildir. Zaman bir çizelgenin görünmez hammaddesidir, muhasebesi yapılır ama hayaller kurarak yanında yürünemez, isteksizce peşinden koşulabilir ancak. Mekanın sıkışmasının yanında şehir insanını etkileyen ve henüz hesaplaşmayı başaramadığımız bir ilişkidir saatlere bölünmüş günün/günlerin planıyla yaşamak.
Timurtaş Onan’ın fotoğrafları bizi şehrin mekanlarında gezdiriyor, boşluğun, sıkışmanın, kesişmelerin, kırılmaların ve yığılmaların içinden geçiyoruz. Ama zamandan azadeyiz, muhasebesi yapılamayacak olanın ardından giderken zaman dağılıyor, bir sarf maddesi olmaktan kurtulup yeniden ışık, duygu, rüzgar, bulut oluyor. Zaman çizelgelerin hammaddesi olmaktan kurtuluyor, uçucu ele gelmez insani ölçeğine dönüyor. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın güzel ifadesiyle ‘Ne içinde, ne de büsbütün dışında’ olabileceğimiz kavranamaz gerçekliğine dönüyor. Öyleyse yeniden insanlardan ve hayattan bahsedebiliriz artık… Zaman aramızdan çekilince sokaklarda akıp giden yüzleri ve kendimizi seyrediyoruz . Martılar uçuyor, kuş kafesli adam kendini göstermeden Marilyn Monroe’nun arkasından geçiyor, karın, güneşin ve gecenin kokuları birbirine karışıyor, koşan çocuk ve aynadaki yaşlılar elbet karşılaşacaklar, biliyoruz; balonlar başka dünyaları hatırlatırcasına savruluyor insanların ve Boğazın üstünde… Avareliğin, hayallerin ve şehrin gerçekliğinin fotoğrafları gördüklerimiz. Bu fotoğraflardaki her şey gerçek; tıpkı olduğumuz, hayal ettiğimiz, hayal ederken unuttuğumuz, hatırlarken kaybettiğimiz gibi.

Erhan Şermet
Sergi Küratörü